Cuma, Haziran 12

in memory of old days

yıllar önce kareli bir defterin sayfasına yazıp vermişti birisi, çok değil 1 ay sonra yırttığım mektupların içinde bu şiir de vardı, öfkem geçip acım azalınca aradım, bulamadım. sonra bugün gelen kutumda bana geri döndü..

bırakıp gidersen beni deli olurum
dama çıkar kurşun sıkarım yoldan geçenlere,
bırakıp gidersen beni jimi hendrix'in plağını pikaba koyar
hep aynı parçayı çalarım ölünceye kadar
bırakıp gidersen beni on kasa viski getirtip kafayı çeker
evin girişine dikilir nara atarım
bırakıp gidersen beni tutar çocukluğunda oynadığın bebeği
kılım kıpırdamadan elektrik süpürgesinin kordonuyla boğarım
bırakıp gidersen beni abdal olur da
bozkırda kral lear gibi durmadan konuşurum
bırakıp gidersen beni analar kurumu'na haber gönderir
tez elden kısırlaştırılmak isterim
bırakıp gidersen beni buzluğu en soğuğa ayarlayıp içine
girer uzanır uyku bastırsın diye beklerim
bırakıp gidersen beni rehberde adı olan herkese telefon
eder her seferinde deli gibi gülmeye başlarım
bırakıp gidersen beni bütün giysilerini dolaptan alır
odanın ortasında ateşe veririm
bırakıp gidersen beni şişedeki yoğun nişadır eriğini
bir dikişte içer bitiririm
bırakıp gidersen beni aynanın önüne geçer
usturayla suratımı paramparça ederim
bırakıp gidersen beni oturup gözlerimi duvara diker
öylece beklerim geri dönmeni


Peter Poulsen//Bırakıp Gidersen Beni

1 yorum:

seb, istanbul dedi ki...

gitme dünyam dönsün, dönsün, ben hiç kimse ölsün-mölsün istemem...