"“Bölünme” korkusu yaşayan bir toplumun yöneticileri, sınır ötesi bir düşman için kullanacakları propagandist dili, zaman için barışıp anlaşarak birlikte yaşamaya devam etmeyi umdukları “yurttaşları” için kullanırlar mı? Kullanırlarsa ne olur? İşte, resimde görülen şey olur. En son İzmir’de olan, ama son zamanlarda her gün, her yerde tekrarlanan nefret ve düşmanlık gösterilerinden biri. İzmir ahalisinin bir kısmı, AKP ve “İslâmcı Türkiye” korkularıyla milliyetçilik kampına koşmuştu. Ardından Kürt sorunu ön plana çıkınca, seçtiği kampın dili ve mantığıyla bununla da mücadele ediyor. Ama Kürt göçü burada yoğun olduğu için (geldiklerine kızıp niçin geldiklerini merak etmemek gibi bir “ilerici” ve “çağdaş” tavırla) başka yerlerden önce İzmir’de “Kürt kadınını gündeliğe çağırmayın”, “Kürt manavdan alışveriş etmeyin” kampanyaları başlamıştı...
...Bu durumu genelleştirmek ve bütün toplumun böyle duyup böyle düşündüğünü söylemek doğru değil. Ama devletin insanların beyninin içine nüfuz etmesini kolaylaştıran iki temel kurum var: birincisi eğitim aygıtı, ikincisi de medya. Bunların ikisi de özellikle 12 Eylül’den bu yana uhdelerine tevdi edilen yüce “millî görev”i olduğu gibi kabul ettiler ve canla başla yerine getirmekteler.
Sonuçlar da ortada. Bu olayların aktörleri eğitimsiz “cahil” yığınlar değil. Böyle olmak üzere eğitilenler."
murat belge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
murat belge etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çarşamba, Kasım 25
Çarşamba, Nisan 22
....kollarını açarak onu (yani, “Darbe”yi) kucaklayacak olanlar, “böyle işleri” yakıştıramadığımız bu “kodamanlık” mertebesini dolduran kişiler olacaktı. 12 Eylül’de beş generalin önünden el sıkarak, tebrik sunarak geçen ve dizilen yüksek mahkeme üyeleri ya da kutlama telgrafları çeken üniversite rektörleri gibi...Ve zaten facia da burada. Bu zihniyet, bu “seçkin”lerde, memleketin bu “güzide sima”larında cisimleşiyor, somutlaşıyor. Sorun bu."
"Bir toplumun “Batılılaşma” ideolojisi o toplumun “Batı düşmanlığı” ideolojisine dönüşmüş, bu garip eksen değişimiyle birlikte, el attığı her alanda çelişik, mantıkdışı, giderek akıldışı pozisyonlar almak zorunda kalıyor. Psikoloji alanında “şizoid-paranoyak” diye tanımlanan, alt üst olmuş bir zihnî dünyanın bütün belirtilerini sergiliyor. Bunlar yeterince kötü, ama bir de bombalar, komplolar, cinayetler, kemikler vb. korkunçluklardan oluşan bir ağırlık var orta yerde. Eriştiğimiz şu saatte bunların “yalan, iftira, düzmece” vb. olduğunu söylemek, cephelerden birinin biraz da zorunlu “savunma hattı”."
"Ünlü Marksist filozof Althusser epistemoloji sorunlarını incelemiş ve nesnenin tarihi ile nesnenin bilgisinin tarihinin özdeş olamayacağını söylemişti. Yani bir yanda nesne ve onun kendi tarihi var, öbür yanda insanlığın bilgilenme tarihi içinde o nesne hakkında ürettiği bilgi. Ve bunlar özdeş değil....Bizdeki, anlattığım durum, bunu doğruluyor. Ama buna bir de ekleme yapıyor. “İnsanlık” için durum öyle olabilir ama Türklük için o iki “moment” arasında bir de Genelkurmay’ın “uygun gördüğü” bilgi yer alıyor."
"Bir toplumun “Batılılaşma” ideolojisi o toplumun “Batı düşmanlığı” ideolojisine dönüşmüş, bu garip eksen değişimiyle birlikte, el attığı her alanda çelişik, mantıkdışı, giderek akıldışı pozisyonlar almak zorunda kalıyor. Psikoloji alanında “şizoid-paranoyak” diye tanımlanan, alt üst olmuş bir zihnî dünyanın bütün belirtilerini sergiliyor. Bunlar yeterince kötü, ama bir de bombalar, komplolar, cinayetler, kemikler vb. korkunçluklardan oluşan bir ağırlık var orta yerde. Eriştiğimiz şu saatte bunların “yalan, iftira, düzmece” vb. olduğunu söylemek, cephelerden birinin biraz da zorunlu “savunma hattı”."
"Ünlü Marksist filozof Althusser epistemoloji sorunlarını incelemiş ve nesnenin tarihi ile nesnenin bilgisinin tarihinin özdeş olamayacağını söylemişti. Yani bir yanda nesne ve onun kendi tarihi var, öbür yanda insanlığın bilgilenme tarihi içinde o nesne hakkında ürettiği bilgi. Ve bunlar özdeş değil....Bizdeki, anlattığım durum, bunu doğruluyor. Ama buna bir de ekleme yapıyor. “İnsanlık” için durum öyle olabilir ama Türklük için o iki “moment” arasında bir de Genelkurmay’ın “uygun gördüğü” bilgi yer alıyor."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
